in full - Turco Inglés Diccionario

in full

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

Significados de "in full" en diccionario turco inglés : 14 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
in full adv. eksiksiz
General
in full adv. tamamen
The Commission can accept the proposed compromise amendments in full.
Komisyon önerilen uzlaşma değişikliklerini tamamen kabul edebilir.

More Sentences
in full adv. tamamı
Those are the reasons, in short, that lead me to support the report in full and consequently to vote for it.
Kısacası beni raporun tamamını desteklemeye ve sonuç olarak rapora oy vermeye iten nedenler bunlardır.

More Sentences
in full adv. tam manasıyla
in full adv. tam
in full adv. eksiksiz
in full adv. tam olarak
in full adv. etraflı
in full adv. noksansız
in full adv. bütün
in full adv. bütün olarak
in full adv. eksiksiz
in full adv. kısaltmaksızın
Colloquial
in full expr. dolu dolu

Significados de "in full" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
General
go in full sail v. pupa yelken gitmek
pay in full v. tamamen ödemek
write in full v. kısaltmasız yazmak
be in full of v. kol gezmek
work in full capacity v. tam kapasite ile çalışmak
operate in full capacity v. tam kapasiteyle çalışmak
operate in full capacity v. tam kapasite ile çalışmak
run in full capacity v. tam kapasiteyle çalışmak
run in full capacity v. tam kapasite ile çalışmak
work in full capacity v. tam kapasiteyle çalışmak
pay in full v. tümünü ödemek
have full confidence in something v. birşeye güveni tam olmak
set out in full v. tam olarak açıklamak
set out in full v. eksik nokta bırakmamak
be in full flood v. çağlamak
be in full flood v. tam kapasiteyle akmak
be in full flood v. çağıl çağıl akmak
in a full swing adj. tam faaliyette
in full fig adj. tam teçhizatlı
in full fig adj. giyinmiş kuşanmış
in full view adv. görünürde
in full blast adv. tam faaliyette
in full view adv. tam göz önünde
in full career adv. bütün hızı ile
in full view adv. herkesin önünde
in full blast adv. bütün kuvvetiyle
in full course adv. bütün hızıyla
in a full swing adv. en canlı ve heyecanlı durumunda
in full view adv. aleni olarak
in full career adv. tam hızla
in full swing adv. en civcivli zamanında
in full career adv. olanca hızıyla
in full flood adv. dalga dalga
in full flood adv. büyük bir güçle
in full flood adv. sel gibi
in full action adv. tam güç
Phrases
in full retreat expr. tam çekilme durumunda
in full retreat expr. tam çekilme halinde
in the full glare of the sun expr. güneşin alnında
in full swing expr. tam faaliyet halinde
in full compliance with the laws expr. yasalara uygun şekilde
in full compliance with the laws expr. kanunlarına uygun şekilde
in the full sense of the word expr. kelimenin tam anlamıyla
in full blast expr. bangır bangır
in full measure expr. tam manasıyla
in full measure expr. tam anlamıyla
in full possession of all your faculties expr. akli dengesi yerinde
Colloquial
a man in full n. adam gibi adam
in full flood expr. büyük bir güçle
in full flood expr. dalga dalga
in full flood expr. sel gibi
Idioms
in full cry n. (takibin) en heyecanlı anı
be in full spate v. sorunsuz devam etmek
be in full spate v. tam gaz devam etmek
be in full flow v. sorunsuz devam etmek
be in full spate v. son sürat devam etmek
be in full flow v. tam gaz devam etmek
be in full flow v. tıkırında işlemek
be in full spate v. tıkırında işlemek
be in full flow v. son sürat devam etmek
be in full cry v. yoğun/şiddetli biçimde eleştirmek
come in full force v. tam kadro gelmek
be in full flight v. kayıplara karışmak
be in full flight v. çok hızlı bir şekilde kaçmak
be nervous as a long-tailed cat in a room full of rocking chairs v. züccaciye dükkanına girmiş fil gibi olmak/hissetmek
be in full feather v. en iyi kıyafetleriyle olmak
be in full feather v. tepeden tırnağa giyimli olmak
be in full flood v. son sürat devam etmek
be in full flood v. tıkırında gitmek/işlemek
be in full flood v. tam gaz devam etmek
be in full flood v. son hızla sürmek/devam etmek
be in full flood v. son hız devam etmek
be in full flood v. yolunda gitmek
be in full swing v. son hızla devam etmek/sürmek
be in full cry v. eleştirisini dile getirmek
be in full swing v. tıkırında işlemek/gitmek
be in full swing v. tam gaz devam etmek
be in full swing v. son sürat/hız devam etmek
be in full cry v. eleştiride bulunmak
be in full swing v. sorunsuz devam etmek
be in full swing v. yolunda gitmek
(as) nervous as a long-tailed cat in a room full of rocking chairs adj. züccaciye dükkanına girmiş fil gibi
(as) nervous as a long-tailed cat in a room full of rocking chairs adj. diken üstünde
(as) nervous as a long-tailed cat in a room full of rocking chairs adj. çok gergin
in (full) bloom adj. tamamen açmış
in (full) bloom adj. tamamen çiçek açmış
in full swing adj. tam hız giden
in full swing adj. tam ilerleyen
in-full-feather expr. bayramlıklarıyla
in-full-fig expr. bayramlıklarıyla
in full swing expr. en yoğun döneminde
in full gear expr. son hızla
as nervous as a long-tailed cat in a room full of rockers expr. çok heyecanlı/panik içinde
in full rig expr. tiril tiril
in full rig expr. şıkır şıkır
in full rig expr. şık
in full cry expr. yoğun/şiddetli biçimde eleştiren
in full spate [uk] expr. tıkırında işleyen
in full feather expr. tepeden tırnağa giyimli
in full spate [uk] expr. son sürat devam eden
in full flight expr. kayıplara karışmış
in full flow [uk] expr. akıcı bir şekilde konuşan/anlatan
in full flow [uk] expr. tıkırında işleyen
in full feather expr. giyinip kuşanmış
in full feather expr. özenli giyinmiş
in full feather expr. güzel/şık kıyafetler giymiş
in full feather expr. en iyi kıyafetlerini giymiş
in full spate [uk] expr. hızlı hızlı anlatan
in full flow [uk] expr. sayıp döken
in full view (of someone or something) expr. (birinin/bir şeyin) tam gözünün önünde
in full spate [uk] expr. uzun uzadıya konuşan
in full feather expr. bayramlıklarıyla
in full flow [uk] expr. uzun uzadıya konuşan
in full view (of someone or something) expr. kabak gibi (birinin/bir şeyin) gözünün önünde
in full force expr. tam kadro
in full spate [uk] expr. tam gaz devam eden
in full flight expr. çok hızlı bir şekilde kaçmış
in full flow [uk] expr. tam gaz devam eden
in full flow [uk] expr. son sürat devam eden
in full flow [uk] expr. kaptırıp konuşan
in full spate [uk] expr. son hızıyla süren
in full spate [uk] expr. sayıp döken
in full flow [uk] expr. hızlı hızlı anlatan
in full flight expr. hemen sıvışmış
in full spate [uk] expr. akıcı bir şekilde konuşan/anlatan
in full cry expr. eleştirisini dile getiren
in full view (of someone or something) expr. (birinin/bir şeyin) alenen görebileceği yerde
in full cry expr. sesini yükselten
in full spate [uk] expr. kaptırıp konuşan
in full flow [uk] expr. son hızıyla süren
in (full) spate [uk] expr. taramalı tüfek gibi anlatmakta/konuşmakta
in (full) spate [uk] expr. yoğun şekilde akmakta
in (full) spate [uk] expr. çenesi düşmüş
in (full) spate [uk] expr. debisi çok artmış
in (full) spate [uk] expr. şiddetli akmakta
in (full) spate [uk] expr. tam gaz konuşmakta
in (full) spate [uk] expr. çağlamakta
in (full) spate [uk] expr. konuşmaya kaptırmış
in (full) spate [uk] expr. gürül gürül akmakta
in (full) spate [uk] expr. dur durak bilmeden konuşmakta
in the full flush of (something) expr. (bir şeyin) ilk coşkusunda/sarhoşluğunda
in the full flush of (something) expr. (bir şeyin) başında
in the full flush of (something) expr. (bir şeyin) ilk zamanlarında
in the full flush of (something) expr. (bir şeyin) erken/ilk dönemlerinde
Speaking
may you be in heaven a full half hour before the devil knows you're dead expr. irlanda'da ölenin arkasından şeytan son bir şans bulup ruhunu çağırmadan cennette huzur içinde uyu anlamında söylenen bir ifade
Trade/Economic
payment in full n. bedelin tümünün birden ödenmesi
endorsement in full n. tam ciro
endorsement in full n. temlik cirosu
payment in full n. defaten ödeme
receipt in full for account n. bir alacağın tamamen tahsil edilmesi